24 Nisan 2026 Cuma

CLXIV – İKONOSTASTA ÇİLİNGİR SOFRASI BASKINI

 

Özledim seni

Ama hiç gelmeyecek veya

Gitmiş birini özler gibi değil

Tuhaf bir özlem bu

Bir celladın kesik başın bedenini özlemesi gibi.

 

Nasıl özlersin ensende nefesini hissettiğin birini?

Arkanı döndüğün an dokunacağını bildiğinde,

Her fırsatta kulağına fısır fısır hikayeler anlattığında,

Ve sen huylanıp kaçtığında

O buruk bir gülümsemeyle beklediğinde?

 

Buz kesmiş bir can,

Hiç özler mi ateşi?

Tuhaf bir özlem bu

Bir celladın dün kestiği başı özlemesi gibi.  

 

Kalbini öldürürsen,

Cesedi kokmaya başlarmış bir gün.  

Gözlerin mezar taşı,

Nefesin leş kokusu olurmuş.

Bir mezarlık sessizliği çökermiş diline,

Omuzlarına görünmez servilerin gölgesi.

 

Neden anlatmadınız bana diyeceğim

Ama kime?

Belki de avaz avaz bağırdılar da

            Ben duymadım

            İnadımdan…

Ama tuhaf bir özlem bu

 

Bir zafer bu infaz

O zaman neden gökkuşağı yerine ayaz var peki her sabah,

                                                                                       …her öğlen,

                                                                                       …her akşam?

En canlı anılarımız,

Neden güneşli değil de ıslak o zaman?

Neden lanetim lütfum oldu,

            …ara ara uğrayan?

 

Ölenle ölünür mü derler,

Ya öldürdüğünle hiç ölünür mü?

Tuhaf, çok tuhaf bir özlem bu…

Öldürdükçe renkler arttı kıyafetimde

            Sanki bir yası gizlemek istercesine

Aç kaldıkça ateşin ateşi yaktığı şu mabette

Hıdırellez ağacına döndü şu kalp katili

Şimdi de,

Özledim seni.

Özledim.

Bir katilin vicdanını özlediği gibi özledim

Oysa geri dönemeyecek kadar ileri gittim şimdi

Kaldı ki tek başıma,

Kalmadı mezar soygunculuğuna kalkışacak mecalim.

26 Şubat 2026


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder