Özledim seni
Ama hiç gelmeyecek veya
Gitmiş birini özler gibi değil
Tuhaf bir özlem bu
Bir celladın kesik başın bedenini özlemesi gibi.
Nasıl özlersin ensende nefesini hissettiğin birini?
Arkanı döndüğün an dokunacağını bildiğinde,
Her fırsatta kulağına fısır fısır hikayeler anlattığında,
Ve sen huylanıp kaçtığında
O buruk bir gülümsemeyle beklediğinde?
Buz kesmiş bir can,
Hiç özler mi ateşi?
Tuhaf bir özlem bu
Bir celladın dün kestiği başı özlemesi gibi.
Kalbini öldürürsen,
Cesedi kokmaya başlarmış bir gün.
Gözlerin mezar taşı,
Nefesin leş kokusu olurmuş.
Bir mezarlık sessizliği çökermiş diline,
Omuzlarına görünmez servilerin gölgesi.
Neden anlatmadınız bana diyeceğim
Ama kime?
Belki de avaz avaz bağırdılar da
Ben duymadım
İnadımdan…
Ama tuhaf bir özlem bu
Bir zafer bu infaz
O zaman neden gökkuşağı yerine ayaz var peki her sabah,
…her öğlen,
…her akşam?
En canlı anılarımız,
Neden güneşli değil de ıslak o zaman?
Neden lanetim lütfum oldu,
…ara ara uğrayan?
Ölenle ölünür mü derler,
Ya öldürdüğünle hiç ölünür mü?
Tuhaf, çok tuhaf bir özlem bu…
Öldürdükçe renkler arttı kıyafetimde
Sanki bir yası gizlemek istercesine
Aç kaldıkça ateşin ateşi yaktığı şu mabette
Hıdırellez ağacına döndü şu kalp katili
Şimdi de,
Özledim seni.
Özledim.
Bir katilin vicdanını özlediği gibi özledim
Oysa geri dönemeyecek kadar ileri gittim şimdi
Kaldı ki tek başıma,
Kalmadı mezar soygunculuğuna kalkışacak mecalim.
26 Şubat 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder